NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan bir astronotun, boşanmak üzere olduğu eşinin banka hesaplarına girmesi üzerine soruşturma başlatıldığını duyurdu. Başlatılan soruşturma sonucunda astronotun eyleminin suç olarak kabul edilmesi halinde, bu olay uzayda işlenen ilk suç ve aynı zamanda bilişim sistemi kullanmak suretiyle işlendiği ve hukuka aykırı olarak bilişim sistemine girildiği için için uzayda işlenen ilk bilişim suçu olarak tarihe geçebilir. Peki uzayda bir suç işlenmesi halinde yargılama nerede yapılacak ve hangi hukuk kuralları uygulanacaktır?

Uzayda İslenen İlk Bilisim Sucu
Bir astronot tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yapılan uzay yürüyüşü.

Haber Özeti

New York Times’ın haberine göre Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görevli ABD’li astronot Anne McClain’in, boşanma davası açan eşi Summer Worden’ın banka hesaplarına girdiğini kabul etmesi üzerine NASA tarafından soruşturma başlatıldı. New York Times gazetesine avukatı aracılığıyla açıklama yapan McClain, hesapta faturalar ve Worden’ın birlikte büyüttükleri oğlunun bakımı için yeterince para olup olmadığını kontrol etmek istediğini belirtti.

McClain, yanlış bir şey yapmadığını ifade etse de Worden’ın şikayeti sonrası NASA olayla ilgili inceleme başlattı. McClain, subay olan Worden ile 2014’te evlenmiş, 2018’de ise boşanma kararı almıştı.

Dış Uzay ve Uzayda Geçerli Olan Hukuk Kuralları

Yukarıda yer alan haberde görüleceği üzere uzayda ilk defa bir suç işlenmiş olabilir. Peki böyle bir durumda, uzayda işlenen bir suçun soruşturması nasıl, nerede ve kim tarafından yapılır? Yer alan haberde soruşturma sonucunda astronotun gerçekten suç işlediği kanaatine varılırsa ne olacak? Uzayın ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nun statüsü nedir ve uygulanacak hukuk kuralları nasıl belirlenecektir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, dış uzayın deniz seviyesinin yaklaşık olarak 80-100 km yukarısından itibaren başladığı kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu sınırın üstündeki boşluk dış uzay olarak adlandırılmaktadır.

Uzay, “res nullius (kimseye ait olmayan şey)” olarak kabul edildiğinden dolayı herhangi bir devletin egemenlik alanına girmemektedir. Ancak, bu durum uygulanacak bir hukuk kuralı olmadığı anlamına da gelmemektedir. Uzay’ın keşfi ve kullanılması amacıyla akdedilmiş bir takım çok taraflı devletlerarası anlaşmalar mevcuttur.

Dış Uzay Anlaşması

Uzay’a ilişkin temel hukuki metinlerden kabul edilen ilk anlaşma, 27.01.1967 tarihinde imzaya açılan, 10 Ekim 1967’de yürürlüğe giren ve kısaca “Dış Uzay Anlaşması” olarak bilinen “Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Anlaşma“dır. Bu anlaşmaya, 2019 yılının Ağustos ayı itibarıyla Türkiye de dahil olmak üzere 109 devlet taraftır

Dış Uzay Anlaşması temel olarak, uzayın keşfi ve kullanılmasının barışçıl amaçlarla ve bütün halkların menfaati amacıyla yapılmasını öngörmüştür.  Bu Anlaşma’nın 1. maddesine göre “Uzay, eşitlik esasına ve Devletler Hukuku’na uygun olarak, bütün devletlerin keşif ve kullanılmasına açık olup, gök cisimlerinin bütün bölgelerine serbestçe girilebilir.”; 2. maddesine göre “Ay ve diğer gök cisimleri dahil, uzay, egemenlik ilanı, kullanma veya işgal suretiyle veya diğer herhangi bir suretle milli iktisaba konu olamaz.” denilmek suretiyle ay, diğer gök cisimleri ve uzayın bütün devletlerin kullanımına açık olduğu ve herhangi bir şekilde egemenlik altına alınamayacağı vurgulanmıştır.

Anlaşma’nın 8. maddesinde “Uzaya fırlatılan bir cismin tescil edilmiş bulunduğu Anlaşmaya Taraf bir Devlet, söz konusu cisim ve bu cismin personeli üzerindeki yargı hakkı ve denetlemesini, bu cisim uzayda veya bir gök cisminde bulunduğu sırada da muhafaza edecektir.” denilmek suretiyle astronotlar tarafından uzayda işlenen suçlar bakımından da yargı yetkisinin açık bir şekilde “uzaya fırlatılan aracın tescilli olduğu ülkeye ait olduğu” ifade edilmiştir.

Ancak, uzay aracının bir değil de birden fazla devlet tarafından fırlatılması yani aracın tek bir devlete tescilli olmaması durumunda ne olacak sorusu akıllara gelebilir. Bu durumda yorum yoluyla, yargı yetkisinin uzay aracını fırlatan her bir devlete veya uzay aracındaki suçu işleyen astronotu gönderen devlete ait olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, uzay aracını gönderen devletler tarafından bu konuda bir anlaşma da yapılabilir. Uluslararası Uzay İstasyonu ve İstasyon’un yönetimi konusunda yapılan Uluslararası Uzay İstasyonu Hükümetlerarası Anlaşması bu duruma örnek olarak verilebilir. 

Uluslararası Uzay İstasyonu Hakkında

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS – International Space Station), insanların şimdiye kadar uzaya konuşlandırdıkları en büyük yapı olan çok uluslu bir projedir. 1998 yılında ilk inşaatı başlamış olup bu inşaat 2012 yılında tamamlanmıştır. Bununla birlikte İstasyon’da 2002 tarihinden itibaren devamlı olarak astronotlar bulunmaktadır.

İstasyon, yer yüzeyinden yaklaşık olarak 400 km yüksekte ve alçak dünya yörüngesinde bulunmaktadır. Bulunduğu konum gereği dış uzay olarak nitelendirilen alanda bulunmaktadır. Dolayısıyla Dış Dünya Anlaşması, Uluslararası Uzay İstasyonu bakımından da uygulanabilir. Bununla birlikte, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yönetimi ve kullanılmasına ilişkin olarak İstanyon’u kuran devletler arasında ayrı bir anlaşma da mevcuttur. 

Uluslararası Uzay İstasyonu Hükümetlerarası Anlaşması

Uluslararası Uzay İstasyonu Hükümetlerarası Anlaşması (The International Space Station Intergovernmental Agreement), 29 Ocak 1998 tarihinde, İstasyon’un projesinde yer alan on beş hükümet tarafından imzalanan uluslararası bir anlaşmadır.

İstasyon; ABD, Rusya, Avrupa Uzay Ajansı (ESA – European Space Agency), Kanada ve Japonya’ya aittir. Avrupa Uzay Ajansı bu sözleşmenin tarafı olarak gözükmekle birlikte aslında Ajans; Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık olmak üzere 11 ülke tarafından oluşturulmuştur. Dolayısıyla, Uluslararası Uzay İstanyonu 15 ülkenin işbirliği ile kurulmuştur.

Bununla birlikte, NASA ile Hükümetlerarası Anlaşmaya taraf olan Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Kanada Uzay Ajansı (CSA), Rus Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) ve Japonya Havacılık ve Uzay Arama Ajansı (JAXA) arasındaki dört farklı Mutabakat Zaptı (Memorandum of Understanding) imzalanmıştır.  Mutabakat Zaptı’nın uygulanması için uzay ajansları arasında çeşitli ikili düzenlemeler yapılmıştır. Düzenlemeler, ulusal kurumlar arasında somut kılavuzlar ve görevler dağıtmaktadır.

Bu anlaşmalardaki temel amaç uzayda kalıcı olarak bir sivil istasyon kurulması ve barışçıl amaçlarla kullanılacak olan bu istasyonun tasarımı, geliştirilmesi ve kullanımında tarafların rol ve sorumlulukları belirlenmesidir. Ayrıca, İstasyon’un yönetim yapısıyla ilgili düzenlemeler de içermektedir.

Hükümetlerarası Anlaşma’nın yargı yetkisi başlıklı 5. maddesi özetle, yukarıda yer alan Dış Uzay Anlaşması’nın 8. maddesine atıf yapmakta ve her bir taraf devletin kendi vatandaşı olan personeli üzerinde  kontrol ve yargılama yetkisine sahip olduğunu açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, cezai yargı yetkisi başlıklı 22. maddesine göre her bir tarafın kendi vatandaşı olan ilgili personel hakkında cezai yargılama yetkisine sahip olduğu da belirtilmiştir.

Dolayısıyla, habere konu olayda işlendiği iddia edilen suçun faili astronot ABD vatandaşı olduğu için yargılama yetkisi ABD mahkemelerindedir. 

Son Bir Tartışma: Habere Konu Suçun Mağduru Türkiye’de Olsaydı Veya Türk Vatandaşı Olsaydı Ne Olacaktı?

Habere konu olan olayda uzayda işlendiği iddia edilen suç, bir bilişim suçudur. Dolayısıyla mağdurun fiziksel olarak failin yanında olması gerekmediğinden işlendiği iddia edilen bu suçun mağduru Türkiye’de olabileceği gibi Türk vatandaşı da olabilirdi.

Bu durumda, Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin olup olmayacağına bakmak için Ceza Hukuku’undaki mülkilik ilkesinin ve mağdura göre şahsilik ilkesinin tartışılması gereklidir. Bilişim suçları genellikle mesafe suçlarındandır. Yani fiilin işlendiği yer ile neticenin gerçekleştiği yer farklı olabilir. Mesafe suçlarında, fiilin işlendiği yer ülke sınırları dışında olsa bile sonucun gerçekleştiği yer ülke sınırları içindeyse devletin yargı yetkisinin varlığı kabul edilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 8. maddesinde “Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.” hükmü yer almakla, mülkilik ilkesinin bir sonucu olarak neticenin Türkiye’de gerçekleştiği durumda suçun Türkiye’de işlenmiş sayılacağı ve Türk mahkemelerinin bu konuda yargı yetkisine sahip olacağı düzenlenmiştir.  

Mağdur bakımından şahsilik ilkesine göre ise devlet, yabancı bir ülkede kendi vatandaşına karşı işlenen suçun failini cezalandırma hakkına sahiptir. TCK’nin 12. maddesiyle bu ilkenin karşılığı Türk kanunlarında da düzenlenmiş durumdadır. Ancak ilgili maddede, Türk kanunlarının uygulanabilmesi için failin Türkiye’de bulunması şart koşulduğundan dolayı bu ilke ve madde failin Türkiye dışında bulunduğu durumlarda uygulanamayacaktır. Ancak bu durumda yine de yukarıda açıklanan mülkilik ilkesi geçerlidir.

Sonuç olarak, dış uzayda işlenen bir bilişim suçunun TCK’de sayılan mesafe suçlarından olması durumunda fiil Türkiye sınırları dışında gerçekleşse bile mağdur Türkiye’de ise mülkilik ilkesi gereğince Türk mahkemeleri de yetkili hale gelecektir.

Kaynaklar

  1. https://www.nytimes.com/2019/08/23/us/nasa-astronaut-anne-mcclain.html
  2. https://www.bbc.com/news/world-49457912
  3. https://popsci.com.tr/dis-uzay-nereden-baslar/
  4. https://www.esa.int/Our_Activities/Human_and_Robotic_Exploration/International_Space_Station/International_Space_Station_legal_framework
  5. https://www.space.com/16748-international-space-station.html
  6. https://www.nasa.gov/mission_pages/station/structure/elements/partners_agreement.html
  7. http://www.ubak.gov.tr/BLSM_WIYS/HUTGM/tr/Belgelik/20150612_111053_74840_1_74897.pdf
  8. http://disarmament.un.org/treaties/t/outer_space
  9. https://web.archive.org/web/20170813143545/https://www.state.gov/documents/organization/107683.pdf
Uzayda İşlenen İlk Bilişim Suçu ve Uygulanacak Hukuk
Etiketlendi:                     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir